|
|
|
![]() |
2420.Bölge |
|
İstanbul Haliç Rotary Kulübü Derneği,
Haftalık olağan toplantı yeri : DİVAN OTELİ –TAKSİM
Haftalık olağan toplantı günü
:
Yönetim Kurulu üyelerinin adları ve görevleri
Bülten Komitesi üyelerinin adları
Bültenin ait olduğu haftalık toplantı numarası
: 952
Bültenin ait olduğu haftalık toplantı tarihi : 13.08.2001 Pazartesi
06.Ağustos.2001 Pazartesi :
Konuşmacımız : MEHMET KABASAKAL İstanbul Sanayi Odası Genel Sekreteri
Konu : Türkiye ‘de yeniden yapılanma Bu toplantı Eminönü Rotary kulübü Başkanı Yüksel Erler ‘in daveti üzerineCeylan Inter-Continental Otel 'de müşterek toplantı olarak düzenlenmiştir. Dr. MEHMET KABASAKAL 1951 yılında Malatya’da doğdu. Öğrenimine orada başladı. Ankara’da sürdürdü. 1975 yılında Boğaziçi Üniversite ’sinden mezun oldu. 1984’te A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden “Siyaset Bilimi Doktorası” aldı. Kabasakal, birçok kamu ve öze sektör kuruluşlarında üst düzeyde görev yaptı. 1975-78 yıllarında CHP Planlama Bürosu’nda Genel Başkan Danışmanı olarak, partinin iktidar hazırlığına katkıda bulundu. 1999 Eylülünden bu yana İstanbul Sanayi Odası Genel Sekreteri olarak görev yapmaktadır. Kabasakal, TESEV ile birlikte TÜSES, TESAV, Ulusal Politika Araştırmaları Vakfı, İTKİB Eğitim Vakfı’nın kurucuları arasındadır. Çağdaş Eğitim Vakfı ve Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın Mütevelli Heyeti’ndedir. İnönü Vakfı ve ÇEKÜL’ ün Yüksek Danışma Kurulu Üyesidir. Dr. Mehmet KABASAKAL ’ın Türkiye’de Siyasal Parti Örgütlenmesi adıyla yayınlanmış ve 1990’da Yunus NADİ Ödülü alan kitabı dışında, siyaset bilimi, ekonomi, planlama, dış ticaret konularında yayınlanmış çeşitli yazıları bulunmaktadır. Dr. Mehmet KABASAKAL ’ın 06 Ağustos 2001 tarihinde Eminönü Rotary Kulübü’nde yapmış olduğu konuşmanın özeti aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
SAĞLIKLI GELİŞEN BİR TOPLUM İÇİN YAPISAL DEĞİŞİM Son aylarda yaşadığımız ekonomik krizler tüm toplumu etkilemekle birlikte yıkıcı etkisini özellikle üretim sektörü olarak sanayide olanca ağırlığıyla hissettirmektedir. Yıllar içerisinde bulunduğumuz yüksek enflasyon ortamı, uzun vadede Türkiye’nin rekabet gücünün arttırılması ve toplumumuzun daha iyi bir refah seviyesine kavuşabilmesi yönündeki gayretlerimizi büyük ölçüde engellemiştir. Türkiye bu arada borçlanarak büyümeyi sürdürmüş ve yapısal reformları da büyük ölçüde ihmal etmiştir. 1999 sonunda uygulamaya konan ve bir toplumsal mutabakat çerçevesinde yürütülen enflasyonla mücadele programı, hepimizde, enflasyon probleminden kurtulacağımız hususunda bir güven yaratmıştı. Ancak, Kasım 2000 ve Şubat 2001 aylarında yaşadığımız krizler, yürütülmekte olan ekonomik istikrar programını kesintiye uğratmasının yanında, ekonomideki tüm dengelerin bozulmasına neden olmuştur. Krizin etkilerini en aza indirmek ve benzeri krizlerle baş edebilmek, ekonomide köklü bir yeniden yapılanmayla mümkündür. YENİ EKONOMİK PROGRAM VE SANAYİ Şubat 2001 krizi ile birlikte 2000 yılının başından itibaren uygulanan enflasyonla mücadele programı uygulamadan kaldırılmış, ekonomik istikrarın sağlanması ve krizin aşılmasına yönelik olarak yeni bir ekonomik program açıklanmıştır. Bu programın temel amacı, kur rejiminin terk edilmesi nedeniyle ortaya çıkan güven bunalımı ve istikrarsızlığı süratle ortadan kaldırmak ve eş anlı olarak kamu yönetiminin ve ekonominin yeniden yapılandırılmasına yönelik altyapıyı oluşturmaktır. Programın amacı:
Bu amaçlar doğrultusundaki temel hedefler şunlardır: Ø Dalgalı kur sistemi içinde enflasyonla mücadeleyi kesintisiz ve kararlı bir biçimde sürdürmek, Ø Bankacılık sektöründe, hızlı ve kapsamlı bir yeniden yapılanmayı gerçekleştirmek, böylece bankacılık kesimi ile reel sektör arasında sağlıklı bir ilişki kurmak, Ø Kamu finansman dengesini güçlendirmek, Ø Toplumsal uzlaşmaya dayalı, fedakarlığın tüm kesimlerce adil bir biçimde paylaşılmasını öngören ve enflasyon hedefleri ile uyumlu bir gelirler politikasını sürdürmek ve , Ø Bütün bunları etkinlik, esneklik ve şeffaflık ile sağlayacak yapısal unsurların yasal altyapısını oluşturmak.
Programın nihai amacı ise ekonomide sürdürülebilir bir gelişme ortamını sağlayarak kaynak kullanma sürecindeki verimliliği arttırmak, dışa açık bir yaklaşımla piyasa koşullarında rekabet gücünü geliştirmek ve böylece ekonomide büyümeyi, yatırım ve istihdamı arttırarak halkın geleceğe umutla bakmasını sağlamak ve refah düzeyini kalıcı bir biçimde yükseltmektir. Ancak unutmamalı ki, söz konusu programın, öngörülen hedeflere ulaşması ve ekonominin yeniden yapılandırılması konusunda sağlanacak başarı için siyasi ve toplumsal desteğin varlığı, hayati bir önem taşımaktadır.
KAMU YÖNETİMİNDEN BEKLENTİLER
|